Son yıllarda dünya genelinde çocukların savaş alanlarındaki rolü, hem insan hakları aktivistlerini hem de uluslararası toplumun dikkatini çekmektedir. Ancak, Rusya’da yaşanan son olaylar bu durumu bir başka boyuta taşımaktadır. Ülkenin farklı köylerinde gerçekleştirilen askeri eğitim kamplarında, 8 yaşındaki çocukların bile askeri eğitime tabi tutulduğu bildirilmektedir. Bu çocuklardan biri olan Viktor, "Az kalsın ölüyordum" diyerek yaşadığı korkunç anları anlatırken, ülkedeki bu uygulamanın arka planı da merak konusu olmaktadır.
Rusya’nın askeri açıdan geliştirdiği stratejiler, gençleri ve çocukları hedef alarak yeni nesil askerler yetiştirme çabalarını beraberinde getiriyor. Bu kamplarda çocukların katıldığı eğitimlerin amacı, onlara disiplin kazandırmak ve ülkenin bekası için hazır hale getirmektir. Ancak, çocukların yaşlarına uygun olmayan bu sert eğitimlerin ruhsal ve bedensel etkileri, bu durumdan etkilenen aileler ve topluluklar arasında ciddi endişelere yol açmaktadır.
Askeri kamplarda verilen eğitimler, temel askeri bilgilerden, doğada hayatta kalma tekniklerine, silah kullanımından savaş stratejilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Eğitim sürecinde yapılan yaralanmalar ve kazalar, çocukların güvenliğini tehdit ederken, onların gelişim süreçleri üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Viktor gibi pek çok çocuk, bu tecrübelerin ağırlığı altında kalmakta ve savaşın gerçek yüzüyle yüzleşmek zorunda bırakılmaktadır.
Çocukların bu tür askeri eğitimlere yönlendirilmesi, yalnızca bedensel zararlarla sınırlı kalmamaktadır. Psikolojik etkileri de göz ardı edilemez. Uzmanlar, çocukların savaş psikolojisiyle tanışmalarının, onların ruhsal gelişimlerini derinden etkileyebileceği uyarısında bulunmaktadır. Erik Erikson’un psikososyal gelişim teorisine göre, çocuklar bu yaş grubunda güven ve kimlik kazanma aşamasındadırlar. Ancak, zorla bir askeri kimlik benimsemeye zorlanan çocuklar, kimlik gelişimlerini sağlıklı bir biçimde tamamlayamazlar.
Viktor'un yaşadığı travmatik deneyimler, onun günlük yaşamında da derin izler bırakmış durumda. "Bir gün siperde otururken bir patlama oldu ve arkadaşlarım çok korktu. Ben de korktum ama ne yapacağımı bilemedim. Az kalsın ölüyordum" sözleri, yaşadığı korkunun yanı sıra, çocukluğunun nasıl savaşla tanıştığını da gözler önüne seriyor. Bu tür deneyimlerin yaşandığı bir ortamda büyüyen çocukların, ileriki yaşlarında şiddet eğilimleri göstermeleri olası bir durumdur.
Uluslararası insan hakları savunucuları ve çocukların hakları üzerine çalışan sivil toplum örgütleri, Rusya’da yaşanan bu durumun derhal durdurulmasını talep etmektedir. Çünkü askerî eğitim programları, çocukların fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini tehdit etmekte ve onları normal bir çocukluk deneyiminden mahrum bırakmaktadır.
Bu eğitimlerin durdurulması çağrısı yapanlar, Rusya hükümetine genç nesilleri savaşın sonuçlarından korumaları ve çocukların eğitimi konusunda daha insani yaklaşımlar benimsemeleri gerektiği uyarısında bulunmaktadırlar. Çocuklar, geleceğin inşasında en önemli yapı taşlarıdır ve onların sağlıklı bir şekilde büyümeleri, toplumların gelişimi açısından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak, Rusya'daki askeri kamplarda 8 yaşındaki çocukların eğitim alması, sadece bir ülkenin değil, tüm dünyanın dikkatini çekmesi gereken bir meseledir. Savaşın ruhu ile tanışmaya zorlanan çocuklar, sadece kendi gelecekleri için değil, aynı zamanda insanlığın ortak geleceği için de kaygı verici bir sorun teşkil etmektedir. Çocukların hedef vekil alınması, insanlık adına taşınması gereken utanç verici bir durumu gözler önüne sermektedir.